7 Haziran 2005
Bugün güzel bir gün! Sabah servise binmek için evden çıktığımda peşime bir yavru kedicik takıldı. azıck hızlansam can hıraş nasıl koşuyor! Harika bir yaratıktı sarman pisicik. Okşayınca keyiften 4 köşe oluyor! Eğer bakkala kadar takip etseydi beni süt felan alır dökerdim bir köşeye ama tam o sırada KOCAMAAAN bir tedi gelip aşkımla arama girdi. Annesi olabilir tabi! Alıp kaçırasım geldi. Ve içimden "bugünkü şansı olsun" dedim... Bugün ilk ders projeyi de sunduk. En son konu benim olduğu için biraz sıkıştırmak zorunda kaldım ama yine de herkeş anlatışımı bğendi :) Süleymaniye'yi de mımar çocuğu olaraktan mimari terimlerle anlattım. Annmle babam görse HOŞŞ olurdu! Sonra bedende ders işlemedik. nefret ediyorum şu bedenden! 2. dönem hiiiç girmedim derse ve karneme 5 verdi hocanım :) Veee matematikten geçmiş bulunmaktayım :)) Sevinçten ölebilirim! Şu anda öğretmenler odasında gizli gizli sevincimizi yazıyoruz arkadaşla! Radyoda Ajda Pekkan! "haykıracak nefesim kalmasa bile ellerim uzanır olduğun yere gözlerim görmese de ben bulurum yine kalbim durmuşsa da çarpar seninle...." Artık bu hafta 3 gün gitmiyorum okula! Yani yaz kursunu saymazsak bugün okulda son günüm! Yani 2004-2005 öğretim yılının bitişi.. En azından azıcıcık tatil yapacağım bu hafta! İçime sevinç doldu! Seksek oynayasım geldi:))
4 Haziran 2005
Bugün canın çok sıkkın
Herşey sana zor geliyor
Olabilir
Bugün aşkın bitmiş
O seni terkedip gitmiş
Olabilir
Sanki
Sen hiç bilmediğin
Bir kaos içindesin
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Senin yitirdiklerin
Sanki hiç umut yok
Çok yorgunsun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Bugün din ve ırk uğruna
Cinayet işleniyor
Olabilir
Mostar köprüsü çökmüş
Neretva ne kadar üzgün
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Açlık gözyaşı
İnsan hep umut eder
Biliyorsun bunu
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
(bulutsuzluk özlemi)
Herşey sana zor geliyor
Olabilir
Bugün aşkın bitmiş
O seni terkedip gitmiş
Olabilir
Sanki
Sen hiç bilmediğin
Bir kaos içindesin
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Senin yitirdiklerin
Sanki hiç umut yok
Çok yorgunsun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Bugün din ve ırk uğruna
Cinayet işleniyor
Olabilir
Mostar köprüsü çökmüş
Neretva ne kadar üzgün
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Açlık gözyaşı
İnsan hep umut eder
Biliyorsun bunu
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
(bulutsuzluk özlemi)
Annemler babamın iş arkadaşlarıyla yemeğe gitti. Yalnızım. Matematik çalışmak zorundayım. İstemiyorum. Yarın Gülce'lere gideceğiz o yüzden şimdi çalışmak zorundayım. Aç değilim annem köfte bıraktı. Ağzıma bonibon tepmekle meşgulüm ve bonibondan çıkan fanustaki hayvanın ne olduğu çözmekle... Sinemaya gitmek istiyorum. Annem haftaiçinde türkçe testi olmaya Alsancağa gittiğimizde gideriz dedi... Bu hafta okula sadece 2 gün gitmeyi düşünüyorum. Turgut Hoca 18 test ödev verdi :( Yarın pazar. Pazartesiye analitik ve matematik quizi var ikisinden de 60 almam gerekiyor. Bu arada yıl sonu karne ortalamam 4.25 oluyor sanırım :) şaştım kaldım hesaplayınca.. Offff sıkılıyorum! Bu akşam zaga var. off benim matematik çalışmam lzım şimdi.. offf pofffff öfff püffff!!!!!!!!! Bööyle 2 dönüm bostan yatıp tavanı izlemek istiyorum ben... kalk deniz kalk matematik çalış!
3 Haziran 2005
Pretty Woman (Roy Orbison)
Pretty woman, walking down the street
Pretty woman, the kind I like to meet
Pretty womanI don't believe you, you're not the truth
No one could look as good as you
Mercy
Pretty woman, won't you pardon me
Pretty woman, I couldn't help see
Pretty woman
That you look lovely as can be
Are you lonely just like me
WowPretty woman, stop a while
Pretty woman, talk a while
Pretty woman, gave your smile to me
Pretty woman, yeah yeah yeah
Pretty woman, look my way
Pretty woman, say you'll stay with me'Cause I need you, I'll trear you right
Come with me baby, be mine tonight
Pretty woman, don't walk on by
Pretty woman, make me cry
Pretty woman, don't walk away, hey...okay
If that's the way it must be, okay
I guess I'll go on home, it's late
There'll be tomorrow nigh, but wait
What do I seeIs she walking back to me
Yeah, she's walking back to me
Oh, oh, Pretty woman
Pretty woman, walking down the street
Pretty woman, the kind I like to meet
Pretty womanI don't believe you, you're not the truth
No one could look as good as you
Mercy
Pretty woman, won't you pardon me
Pretty woman, I couldn't help see
Pretty woman
That you look lovely as can be
Are you lonely just like me
WowPretty woman, stop a while
Pretty woman, talk a while
Pretty woman, gave your smile to me
Pretty woman, yeah yeah yeah
Pretty woman, look my way
Pretty woman, say you'll stay with me'Cause I need you, I'll trear you right
Come with me baby, be mine tonight
Pretty woman, don't walk on by
Pretty woman, make me cry
Pretty woman, don't walk away, hey...okay
If that's the way it must be, okay
I guess I'll go on home, it's late
There'll be tomorrow nigh, but wait
What do I seeIs she walking back to me
Yeah, she's walking back to me
Oh, oh, Pretty woman
Dün TV'de bilmiyorum kaçıncı kez Pretty Woman vardı. Ben kendimi bildim bileli sık sık gösterilen bir film bu ve cidden çok eğlenceli! Hele annem bayılır, hiç sıkılmaz her gösterildiğinde gözünü ayırmadan izler. Hatırlıyorum, anaokulundayken ya da ilkokul 1-2 deyken Tıpatıp İkizler hastalığı vardı. Bu Olsen kardeşler çok çok hoşuma giderdi. Ve nedense ve nasılsa hep Pretty Woman'la aynı gün gösterecekleri tutardı. Annemle bunun kavgasını çok defa yaptık! Dün annem 45. kere izlerken dedi ki "kıyafetleri ilgimi çekiyor bir de çok komik sahneler var" Tabi çeker kıyafetleri kendi tarzını yansıtınca :) Neyse bir ara reklama girince annem "bunun bir balkon sahnesi olması lazım orayı kesmişler galiba. Vivian 'ben küçük bir kızken annem yaramazlık yaptığımda beni tavan arasına kapatırdı...' diyordu." dedi! reklamlar bitti balkon sahnesine geldik ve Vivian noktasını virgülünü değiştirmeden "ben küçük bir kızken annem yaramazlık yaptığımda beni tavan arasına kapatırdı..." diye başlayan konuşmasını yaptı! Aynı mimik ve jestlerle! Annemi tebrik ediyorum. Ama fark ettim ki Julia Roerts ve Richard Gere çok gençlermiş o zaman. Bu ne demek? Sen büyüdün mü demek? :S İyi bir şey mi kötü bir şey mi?
1 Haziran 2005
Galiba sonunda topluca bir ruh hastalığı vak'ası çıkacak bizim sınıfta! Bugün coğrafya ertelendi onun yerien ansızın bir tarih sınavına girmemiz icap etti sonra geometri kurtarması (Thank you bozkurtoz sen olmasan yapamazdık!) daha sonra da Şerife taytısın maths quizi!! Ona değinmiyorum bile bu kadar dehşet verici bir sınav hazırlanabilirdi! Ve yarın gerçek matematik sınavı üstüne hiiiiç ınıf denilen mekanda okunmayan parçalardan oluşan eski köye yeni adet bir ingilizce sınavı! Gelelim cumaya analitik quizi (dünyadaki doğru analitiği bitti uzaydaki koordinatlara başladık!)veee şu çoook espritüel olan ahmet kanyılmaz yıllık harita sınavı!!!! Ne hoşş bir durum!!!! bazen düşünüyorum bu öğretmen tayfası canı sıkıldıkça sınav yapıyor herhalde millet 1 aydır okula çantasız gidiyor biz burda bir de yetmez 3 tane sınav oluyoruz her gün üstelik yaz çalışması olan bir okul olaraktan! Offf off bu da geçecek! Hoş önümüzdeki hafta da bir Kanuni projesi var ki büyüyor büyüyor gözümde! Tabi insan enayi olmaya görsün bir projede 10 sayfa konu alırsa! Neyse ben yine de daha da kötü durumda olanları düşünüp mutlu oluyorum. daha kötüsü nasıl bilmiyorum ama arasak çıkar! Bu aralar sınav dışında sohbet not hesplanaması dışında aktivite hobi olarak test çözmek sdışında sınıfça yaptığımız bir şey yok...
Bu arada gündüz oldu gece oldu. !1 ay doldu! Günler sıkıldı! Dünya döndü ve ben artık özlemeyi bile unutacak pozisyona geldim! nerdesin ve aklından ne geçiyor bilmiyorum ama artık söylenebilecek fazla da şey kalmadı zaten sadece Sting'den "Englishman in Newyork"'u hediye ediyorum.. sen seversin....Ben de severim ya da severdim.. Benim sevdiklerimi önemsemezsin ama ben sevdiklerini ezbere bilirim... doğduğum günü bile umursamazsın ama ben senin doğmanı 3 ay beklerim... susarsın.. hep susarsın.. gündüz oldu gece oldu.. Sen yoktun zaten hiç olmadın....
Bu arada gündüz oldu gece oldu. !1 ay doldu! Günler sıkıldı! Dünya döndü ve ben artık özlemeyi bile unutacak pozisyona geldim! nerdesin ve aklından ne geçiyor bilmiyorum ama artık söylenebilecek fazla da şey kalmadı zaten sadece Sting'den "Englishman in Newyork"'u hediye ediyorum.. sen seversin....Ben de severim ya da severdim.. Benim sevdiklerimi önemsemezsin ama ben sevdiklerini ezbere bilirim... doğduğum günü bile umursamazsın ama ben senin doğmanı 3 ay beklerim... susarsın.. hep susarsın.. gündüz oldu gece oldu.. Sen yoktun zaten hiç olmadın....
31 Mayıs 2005
Bugün 31 Mayıs; yani haziran'a, yani yaz aylarının başlamasına 1 gün var! İlkokuldaki mevsim çizelgesindeki yağmurlu nisan günleri ve çiçek açmış mayıstan sonra hazirandaki resim bahçede oynayan çocuklar olurdu... İzmir'de yaz erken gelir.. 19 Mayıs'ta Foça'da, Çeşme'de denize girilir, okullarda rehavet başlar. Öğrenciler incecik gömleklerinin içinde sıkılır, klimalı okullarda serinlik uğruna bütün gün baş ağrısı çekilir, haftasonları yazlıklara gidilir, akam yemekleri balkonlara taşınır, gece yürüyüşleri başlar,güneş insanın gözüne gözüne girer.. Bu yıl mevsim açısından oldukça dengesiz bir yıldı! Kışın "yeter" demediğimiz yağmurlar yeni başladı. Hava çok sıcak ve nemli! Yağmur sokakları dövüyor. Bornova'da daha çok yağıyor Karşıyaka'ya oranla. Sınıftan servise gelene kadar -şemsiye bulundurmama rağmen- sucuk gibi oldum! İlkokul 1. sınıftakiler eteklerini çıkarıp rengarenk şortlarıyla sırılsıklam bağrışıp durdular. Bugün okula yağmur yüzünden 10.00 da vardım. İlk ders ingilizce sınavı vardı ama ertelenmiş zaten. Sunuma gittim ben de. İzmir evleri-3 Ev 3 Öykü konulu proje sunumundan sonra anladık ki bizimde projeye film koymamız gerekiyormuş! Bugün çok sıkcı bir gündü! Salı sonuçta! Hiç sevmem şu salıları! Bir de perşembeleri! Loş sınıfta boş dersler.. Aslında yağmur usul usul yağsa onu dinlemek çok güzel olurdu ama yağmur değil taş yağıyor sanki! Bugün sıkıldım! Çok sıkıldım! Başım zonkluyor! Coğrafya sınavı vardı göya onu da yarına ertelediler. 5 coğrafi bölgeden ne hoş! Oysa ki oturup bütün gün ona çalışmıştım! Nur Dağları nerdeymiş? Korkuteli karstik ovası nerdeymiş? Ulubat nerdeymiş? Hamidabad nerdeymiş? Ama olmadı işte yarına inşallah! Çok sınav var çok! Şerife Hoca da gelmiş "2. dönem kanaat yok" demez mi? Sanki ilk önem vardı?! Bu kadın 1 de verir şimdi! Neyse ben çalışsam iyi olacak... 10-C kolay gelsin.. 4 günde 8 sınav! Ne hoş! Bu yağmurda inadına inadına devam ediyor ! Yine de seviyorum yağmuru bazen hırçınlaşsa da...
30 Mayıs 2005
Bu dersler çok sinir bozucu! Hele matematik bölümünü hiç sevmiyorum yani bölümü derken matematik bölümündeki hocaları... Hepsi insafsız, vicdansız!!! Off bu hafta sınavlar çifter çifter bakalım n'olacak? Ortala yükseltmeye gireceğim eylülde nasıl olsa kaybım olmayacak. Off sıkıcı bir gün ilk 4 ders konferans salonunda pişip mayıştıktan sonra son 2 ders de konferansta velilerle yaz kursu programı dinleyip, dehşete düştük! Haziranın 14 ünden Temmuzun 4 üne kadar sonra ağustosun 15 inde aylülün 2 sine kadar full okul okul okul! temmuz boyunca 10.000 soruluk ödev! ÖSS'yi kazanmam lazım!!! Aslında şu sınavlar bitsin de kurs başlasın ben onu istiyorum! Artık karne notuyla sınıf geçip geçmemeyle uğraşmak istemiyorum! Sıkıldım bu sınavlarla dolu günlerden! Fark ettim ki bazı çocuklar ki buna ben da dahilim; ailelerin çağırıldığı ve çoğunluğun ailesinin geldiği ortamlarda ailem olmadığında bu duruma çok bozuluyorum! Aynı ilkokuldaki karne günlerindeki gibi! Hep başkalarının anneleriyle fotoğraf çektirdiğim günlerdeki gibi.. Annem hep okul çıkışı beni gezidirirdi ama o insanların arasında-özellikle okul aile birliği safsatasının bulunduğu yerlerde- bulunmaktan nefret ederdi! Annem benimdi ve başka çocukların annelerinin okula sık ziyaretlerini onaylamazdı.. Yine de ben hep annemi yanımda isterdim karne günlerimde.. Bunu ona yıllar sonra söyledğimde "söyleseydin gelirdim" demişti. İyi ki de söylememişim dedim o okul aile birliği, sınıf annesi saçmalıklarına mağruz kalmamış kadıncağız! Ama bugün babam toplantı başladıktan 3 dk sonra gelince dünyalar benim oldu herkesin yanında annesi ya da babası oturuyordu ve lisedeydik! Ve benim de yanıma babam oturdu! Ve mutlu oldum ve içimden ağlamak geldi...Ben bu insanları çok seviyorum. İyi ki varsınız! Canımsınız!
29 Mayıs 2005
Yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum.
Üstüm açılmış,üşürken sabah olmuş.
Uyan dedi bir ses,uyan,o burada.
Uyandım,aradım.Bulamadım.
Suçum neydi?Neden böyle oldu?
Bu sabah bir umut var içimde;nasıl olsa geri gelirsin diye.
Her şey yerli yerinde yine.
Bu sabahların bir anlami olmalı.
Koltuğuna senin kıvrılıp,hayalinle uyumuşum.
Camlar açık kalmış,ürperirken sabah olmuş.
Uyan dedi bir ses,uyan,o burada.
Uyandım,aradım,bulamadım.
Bu sabah bir umut var içimde;nasıl olsa geri gelirsin diye.
Her şey yerli yerinde yine.
Bu sabahların bir anlamı olmalı.
(Vega)
Ben saçımı belime kadar uzatıp (yaklaşık 1,5 karış daha) arkadan tek bir örgü örmek istiyorum!
Ben bugün dışarı çıkmak istiyorum!
Ben bugün matematik çalışmak istemiyorum!
Matematik çalışmak zorundayım!
Bugün babam geliyor!
Ben ÖSS'yi kazanmak istiyorum!
Ben telefonumu değiştirmek istiyorum!
Ben sevdiğim kitapları okumak istiyorum!
Ben dondurma istiyorum!
Ben 5M'i istiyorum!
Ben tatil istiyorum!
Ben para istiyorum!
Ben İzmir'den başka bir yer görmek istiyorum!
Ben eski okulumu istiyorum!
Ben Sting dinlemek istiyorum!
Ben "mor" bir hayat istiyorum!
Ben 3 yabancı dil istiyorum!
Ben yazı yazmak istiyorum!
Ben kedi istiyorum!
Ben Mehmet Eroğlu'nun Ankara'daki seminerlerine gitmek istiyorum!
Ben Universiade'de gönüllü olmak istiyorum!
Ben artık büyümek istiyorum!
Ben iki cephesi cam bir oda istiyorum!
Ben sabahları okula gideceksem o fırıldak hostesi istemiyorum!
Ben bonibon yemek istiyorum!
Ben heryere adımı yazmak istiyorum!
Ben MY'yle konuşmak istiyorum!
Ben sınavlardan nefret ediyorum!
Ben Tv'deki programlardan da nefret ediyorum!
Ben Şerife Hocadan da nefret ediyorum!
Ben Özgün'ü özledim!
Ben lise 3 olmak istemiyorum!
Ben ortalama yükselme sınavına girmek istemiyorum!
Ben tavanı izlemek istiyorum!
Ben paranın mevcut olmadığı bir hayat istiyorum!
Ben telefonuma mesaj gelmesini istiyorum mümkünse istediğim kişilerden!
Ben Gülce ve Gözde'yle Kuşadasında olmak istiyorum!
Avea hattımı Asalet Abla'nın attığına inanmak istemiyorum!
Ben çok sıkıldım!
Bu iktidarı sevmiyorum!
Bu yönetimi de sevmiyorum!
Ben gerçekten sıkıldım!
Ben bugün dışarı çıkmak istiyorum!
Ben bugün matematik çalışmak istemiyorum!
Matematik çalışmak zorundayım!
Bugün babam geliyor!
Ben ÖSS'yi kazanmak istiyorum!
Ben telefonumu değiştirmek istiyorum!
Ben sevdiğim kitapları okumak istiyorum!
Ben dondurma istiyorum!
Ben 5M'i istiyorum!
Ben tatil istiyorum!
Ben para istiyorum!
Ben İzmir'den başka bir yer görmek istiyorum!
Ben eski okulumu istiyorum!
Ben Sting dinlemek istiyorum!
Ben "mor" bir hayat istiyorum!
Ben 3 yabancı dil istiyorum!
Ben yazı yazmak istiyorum!
Ben kedi istiyorum!
Ben Mehmet Eroğlu'nun Ankara'daki seminerlerine gitmek istiyorum!
Ben Universiade'de gönüllü olmak istiyorum!
Ben artık büyümek istiyorum!
Ben iki cephesi cam bir oda istiyorum!
Ben sabahları okula gideceksem o fırıldak hostesi istemiyorum!
Ben bonibon yemek istiyorum!
Ben heryere adımı yazmak istiyorum!
Ben MY'yle konuşmak istiyorum!
Ben sınavlardan nefret ediyorum!
Ben Tv'deki programlardan da nefret ediyorum!
Ben Şerife Hocadan da nefret ediyorum!
Ben Özgün'ü özledim!
Ben lise 3 olmak istemiyorum!
Ben ortalama yükselme sınavına girmek istemiyorum!
Ben tavanı izlemek istiyorum!
Ben paranın mevcut olmadığı bir hayat istiyorum!
Ben telefonuma mesaj gelmesini istiyorum mümkünse istediğim kişilerden!
Ben Gülce ve Gözde'yle Kuşadasında olmak istiyorum!
Avea hattımı Asalet Abla'nın attığına inanmak istemiyorum!
Ben çok sıkıldım!
Bu iktidarı sevmiyorum!
Bu yönetimi de sevmiyorum!
Ben gerçekten sıkıldım!
1 ay oldu yanlış hesaplamadıysam! kesin yanlıştır daha 1 ay olmamıştır ben bir an önce geçsin istediğim için öyle bir tarih belirlemişimdir ya neyse insan inanmak istediği yanlışlarla mutlu oluyor işte! Zevzek bir insan olarak 1 ay bile olsa olmasa da ben onunla konuşmamaktaki irademi devam ettireceğim! Hıh! Galiba gecenin bir yarısı bayaa bir insanı delirttim konuşmamla.. Gözde'ye yaşlanınca nasıl olacağımı, adem'e kendimle ilgili saçma sapan tespit ve çelişkilerimi, ouzcem'e tanrısal bir varlıkmış gibi(sadece kız arkadaşından ayrılmış teselli bekliyordu) konuşup, oğuzcana "iyi misin demektense çok zevzeğim di mi?" deyip, derste turgut hocaya bir lafı 5 kere aynı şeklide aynı mimik ve jestlerle anlatıp, özgün aradığında cem'e laf yetiştirdiğim için ve aynı anda da saçma sapan bir metin okuduğum için hiç konuşmadığımdan dolayı ve sürekli kendimle kavga edip kendime güldüğüm ve sürekli içimden-dışımdan konuştuğum tahmin edileceği gibi sarhoş gibi olduğum doğru! Bayaa karışık bir cümle kurdum o da zevzekliğimdendir! Ve de takmış durumdayım gecenin bir yarısı "çilekle beyaz şarap yanyana gelirse neye benzer bir tat ortaya çıkar?" inşallah güzel bir şeye benziyordur. O kadar düşündüm! Ve gidip naneli Falım çiğneyip cola içtim! Onlar vardı ben napabilirm?! Sting dinlemek nedense artık çok ciddiye alınası ve öze göstererek dinlemem gereken bir şeymiş gibi gelmeye başladı. Yine de bir haftadır Bulutsuzluk Özleminin "yaşamaya mecbursun" albümünü dinlemek de ısrarcıyım... Nejat abi'nin "hayır hayır olamaz hayır" derken ki "hayır" kısımlarına sinir olduğumu fark ettim bugün.. Sabah mcan "kaan gaymiş" dedi. O kim ki? Banane ayrıca?! Hem çözümü ben miyim? Hem sen onu nerden tanıyorsun? Hem öyleyse öyle ve bize ne? Offf hala bir bağ kurabilmiş değilim hem bunu kaan denilen tanımadığım şahsiyet mi söyledi muhtemelen bir dedikodu mu? Amaan neyse ben daha çok biraz önce mcanın yolladığı "gdlr*15" ine takmış durumdayım gdlr ne demek? neden sürekli bunu söylemiş? Hem izmirde olsak demiş nerdesin ki? Urla izmirde değil miydi? sanki öyleydi hergün babamın gittiğini düşünürsek izmirde olması gerekmez mi? Nerde bu kız? Özgün arda ulucenk'i görmüş sonra bir de halit'i görmüş halit nasıl biriydi acaba? hmmm özz söyledi şu günseli skandalının baş kahramanlarından. oldum olası sevememişimdir o çocuğu da.. 3 haziran da TED'in keşkül günü varmış.. gidemem! analitik quizim var! olmasa da gitmem herhalde.. Nasıl olsa kimse olmayacak Gözde bile... Gitmesek de gelmesek de orası bizim okulumuz neticede! Belki eser gideriz özzle ama belli olmaz! pöf yarın sabahın köründe dersim var! annem geldi şimdi gözlerim kan çanağına dönmüş.. Dönsüüün!!!! Kör olurmuşum zaten körüüüüm! 4,5 numaralı gözlüklerimi takmamakta ısrarcıyım ondandır herhalde... Takmayı da düşünmüyorum belki lens de anlaşabiliriz. Yarın babam geliyor... Ayın 29 u! okullar 10unda kapansa da ben 30una kadar yine o mekanda bulunmak zorundayım ÖSS kursu münasebetiyle... Az kaldı sevinicem zaten ona da! O zaman anlayın ki ben "oldum artık"... Ay ayy yarın pazar yine geldi o kasvet gün... Haziran'a giriyor olmamıza rağmen dışarıda yağmur var ve hava nemli ve karanlık! Yarın da pazar zaten! OfOfOfOf! Pazartesi sendromu bastı şimdiden erken daha ama bu hafta cidden sinir bozucu bir hafta olacak malum son sınav haftası.. Daha yazardım ama annem biraz sonra kendisi oacak o gözlerimi! Yatmak istemiyorum sanki gün bitmeyecek yatmasam...
27 Mayıs 2005
mücevhersiz
It is the evening of the day
I sit and watch the children play
Smiling faces I can see, but not for me
I sit and watch as tears go by
My riches can't buy everything
I want to hear the children sing
All I ever hear is the sound of rain falling on the ground
I sit and watch as tears go by
It is the evening of the day
I sit and watch the children play
Doin' things I used to do, they think they are new
I sit and watch as tears go by
BUgün yağmur yağdı... Bugün sıkıcı bir gündü ama mutlu olmayı öğrenince o bile çekilir oluyor. Alışkanlık oldu galiba hayat ve hayatın sıfatları... Dün de yağdı yağmur hemde odamın içinde şimşekler çaktı, tarumar etti kurulu minik düzenimi, sarstı camlarımı şiddetle japon fenerim salıncak gibi bir oraya bir buraya sallandı. Tellerden damlalar aktı yüzüme...Gözyaşıdır belki de... Yağmurun sokakları dövdüğü gündü dün. Loş ve nemli bir sınıfta en son edebiyat dersindeydik ve düne dair hatırladığım tek şey düşünmekti! edebiyat dersinde bu sefer o bey bu beyi konuşmadık, aruz ve hece ölçüsü yapmadık, kitap okumadık sadece yağmuru dinledik. Yağmuru dinledim! Ve ölümün getirdiklerini. Ve de doğumun. Var olmanın ve olmamanın farkını düşündüm. Ölüm yine yakınımdan geçti 2 gün önce birini daha kaybettim bu aralar sık sık düşündürtüyor kendisini. Yağmuru özlediğimi fark ettim, sonra telefon çaldı bir mesaj geldi "bugün yağmur yağdı iğrençti." Sonra arşive bakma gereği duydm "deniz ben, bildiğimiz ben şu anda yağmurda yürüyorum ve mutluyum" Sonra bir şarkı çaldı. "Beni sevemezsen yağmurları sev bulutlar ağlasın, sen gül güneş doğsun yeniden...."
Ben dün abla oldum bugün ona bir türlü ulaşamadım. İlk hayal kırıklığı belki de ona dair. Öğretmeni Adem Bey bir türlü gelemedi evine . Ona ulaşmak için bir genç kız bir de küçük bir kızla konuştum. Genç olanın sesi pürüzsüzdü. Miniğinse hüzünlüydü onu güze benzettim. "Gelmedi babam" dedi. Hoşçakal da demedi.. Belki de vedaların anlamını biliyordur...
Şimdi bir tango çalıyor derinden.. Yazmaya iten belki de ağlamaya belki de düşünmeye ama en çok eşlik etmeye.."Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer, bu sesimle ona ersem bana dünyaya değer,ne yazık ki deniz engin, şu ufuklar ölgün, bin elemle doğuyor her yeni gün,yarın olsun yarın olsun diye günler soluyor...."
Ben bugün sana yazdım belki de hiç olmayan sana... Yarattığım sana ulaşamadığım sana. Adına "ödev" koydum sorumluluğunu bileyim diye. Hoşuma gitmedi değiştirdim adını " mücevhersiz" koydum... Benden başka değer verecek birini aradım,bulamadım sonra önüme elene verdim. Tükettim belki de belli olmaz ulaşadabilir belki yerine... UMutsuz değildik hiçbir zaman... Bugün adını söyleyemedim... Sordular, sustum "mücevhersiz" koydum...Orda mısın? bilmiyorum... Hiç emin olmadım ki varlığından...
BUgün canım kırmızı giymek istedi. Hiç giymediğim kırmızı şeyler istedi... KImızı pantolon giydim kırmızı yaşadım bugün... Ama mavi yazdım her yere... Kanlı okyanus çıktı sonra... Ben bugün sana yazdım...
Urfa,Antep, D,yatbakır turu düzenledik sonra Efe'yle belki kültürler farklı duygular da getirir diye. Kimse gitmek istemiyormuş Efe'yle "ben gelirim" dedim. Şaşırdı. O gitmiş daha önce yemeklerine hasret kalmış anladığım kadarıyla. Özlem'i anlattım ona abisi olmak istedi ona ulaşmak ve yardım etmeyi istedi. Gözümden bir damla yaş aktı gerisi gelmedi. "SEni listeme alıyorum" dedi. >Al, sakın unutma! Gidelim buralardan... İzmir'den uzaklaşalım biraz. Bu okuldan kurtulalım önce üniversiteye geçince sen de ehliyet alınca gideriz Efe! Hatta gitmeliyiz Efe! Başka şeyleri tatmalı, yeni müzikler dinlemeli, yeni sokaklar öğrenip onları sevmeliyiz... Bizi buraya bağlayan o hissi biraz uzaklaştırmamız gerek belki de... Al listene beni sakın unutma buralarda!
Nejat Abi de "oyalandık mı biz?" dedi... İçimden yok dedim... Dakikalar bize biz onlara saniyeler bize biz onalrın akışına alışıyoruz. Oaylanmıyoruz... Oyalanıyor muyuz?! Bilemem... Mor kalemim bitti dün içim acıdı. Keşke kapağını alıp saklasaydım en mor olan yerini! Bugün tüm gün pembe yazdım kendimi çok zevzek hissettirdi bu bana. Pembe, çingene pembesi.. İfade ettiği şey?!
Dün YUrdanur Teyzem çok kızdı bana eşyaların pozitif ve negatif enrjilerine inandığımı söylediğimde. kızmadı da "o kadar kitap okuyorsun nasıl inanıyorsun böyle şeylere?"dedi. Bir kolyem vardı.. Bir takışımda arkadaşın babası ikincisinde diğer arkadaşın dedsi öldü.. Sonra yazdığım defter bitti yenisini aldım ama hep kötü olaylar denk geldi yazarken. 1 defteri 1 senede bitirdiğimi göz önünde bulundurursak ÖSS maratonuna onunla gireceğim demekoluyor. Ya negatif enerji devam ederse. Büyükannemi kaybettiğimiz gün boynumda melekli kolyem vardı ya....
Bugün cumartesi... Güzel olsa gerek... Pazar gelmesin, hiç gelmesin... Babam aradı yazılarımla ilgili bir şeyler söyledi. Açıklama yapamadı gelse de sorsam... Ben bugün yazı yazdım adına "mücevhersiz" dedim...
Yıldızlı mı gökyüzü? Yarına umudumla mı gireceğim yoksa bulutlu ruhumla mı? Yıldızlı olsa keşke.. Yıldızlar ışıldasa içimde... İyi geceler ben bugün uyumayı özledim...
I sit and watch the children play
Smiling faces I can see, but not for me
I sit and watch as tears go by
My riches can't buy everything
I want to hear the children sing
All I ever hear is the sound of rain falling on the ground
I sit and watch as tears go by
It is the evening of the day
I sit and watch the children play
Doin' things I used to do, they think they are new
I sit and watch as tears go by
BUgün yağmur yağdı... Bugün sıkıcı bir gündü ama mutlu olmayı öğrenince o bile çekilir oluyor. Alışkanlık oldu galiba hayat ve hayatın sıfatları... Dün de yağdı yağmur hemde odamın içinde şimşekler çaktı, tarumar etti kurulu minik düzenimi, sarstı camlarımı şiddetle japon fenerim salıncak gibi bir oraya bir buraya sallandı. Tellerden damlalar aktı yüzüme...Gözyaşıdır belki de... Yağmurun sokakları dövdüğü gündü dün. Loş ve nemli bir sınıfta en son edebiyat dersindeydik ve düne dair hatırladığım tek şey düşünmekti! edebiyat dersinde bu sefer o bey bu beyi konuşmadık, aruz ve hece ölçüsü yapmadık, kitap okumadık sadece yağmuru dinledik. Yağmuru dinledim! Ve ölümün getirdiklerini. Ve de doğumun. Var olmanın ve olmamanın farkını düşündüm. Ölüm yine yakınımdan geçti 2 gün önce birini daha kaybettim bu aralar sık sık düşündürtüyor kendisini. Yağmuru özlediğimi fark ettim, sonra telefon çaldı bir mesaj geldi "bugün yağmur yağdı iğrençti." Sonra arşive bakma gereği duydm "deniz ben, bildiğimiz ben şu anda yağmurda yürüyorum ve mutluyum" Sonra bir şarkı çaldı. "Beni sevemezsen yağmurları sev bulutlar ağlasın, sen gül güneş doğsun yeniden...."
Ben dün abla oldum bugün ona bir türlü ulaşamadım. İlk hayal kırıklığı belki de ona dair. Öğretmeni Adem Bey bir türlü gelemedi evine . Ona ulaşmak için bir genç kız bir de küçük bir kızla konuştum. Genç olanın sesi pürüzsüzdü. Miniğinse hüzünlüydü onu güze benzettim. "Gelmedi babam" dedi. Hoşçakal da demedi.. Belki de vedaların anlamını biliyordur...
Şimdi bir tango çalıyor derinden.. Yazmaya iten belki de ağlamaya belki de düşünmeye ama en çok eşlik etmeye.."Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer, bu sesimle ona ersem bana dünyaya değer,ne yazık ki deniz engin, şu ufuklar ölgün, bin elemle doğuyor her yeni gün,yarın olsun yarın olsun diye günler soluyor...."
Ben bugün sana yazdım belki de hiç olmayan sana... Yarattığım sana ulaşamadığım sana. Adına "ödev" koydum sorumluluğunu bileyim diye. Hoşuma gitmedi değiştirdim adını " mücevhersiz" koydum... Benden başka değer verecek birini aradım,bulamadım sonra önüme elene verdim. Tükettim belki de belli olmaz ulaşadabilir belki yerine... UMutsuz değildik hiçbir zaman... Bugün adını söyleyemedim... Sordular, sustum "mücevhersiz" koydum...Orda mısın? bilmiyorum... Hiç emin olmadım ki varlığından...
BUgün canım kırmızı giymek istedi. Hiç giymediğim kırmızı şeyler istedi... KImızı pantolon giydim kırmızı yaşadım bugün... Ama mavi yazdım her yere... Kanlı okyanus çıktı sonra... Ben bugün sana yazdım...
Urfa,Antep, D,yatbakır turu düzenledik sonra Efe'yle belki kültürler farklı duygular da getirir diye. Kimse gitmek istemiyormuş Efe'yle "ben gelirim" dedim. Şaşırdı. O gitmiş daha önce yemeklerine hasret kalmış anladığım kadarıyla. Özlem'i anlattım ona abisi olmak istedi ona ulaşmak ve yardım etmeyi istedi. Gözümden bir damla yaş aktı gerisi gelmedi. "SEni listeme alıyorum" dedi. >Al, sakın unutma! Gidelim buralardan... İzmir'den uzaklaşalım biraz. Bu okuldan kurtulalım önce üniversiteye geçince sen de ehliyet alınca gideriz Efe! Hatta gitmeliyiz Efe! Başka şeyleri tatmalı, yeni müzikler dinlemeli, yeni sokaklar öğrenip onları sevmeliyiz... Bizi buraya bağlayan o hissi biraz uzaklaştırmamız gerek belki de... Al listene beni sakın unutma buralarda!
Nejat Abi de "oyalandık mı biz?" dedi... İçimden yok dedim... Dakikalar bize biz onlara saniyeler bize biz onalrın akışına alışıyoruz. Oaylanmıyoruz... Oyalanıyor muyuz?! Bilemem... Mor kalemim bitti dün içim acıdı. Keşke kapağını alıp saklasaydım en mor olan yerini! Bugün tüm gün pembe yazdım kendimi çok zevzek hissettirdi bu bana. Pembe, çingene pembesi.. İfade ettiği şey?!
Dün YUrdanur Teyzem çok kızdı bana eşyaların pozitif ve negatif enrjilerine inandığımı söylediğimde. kızmadı da "o kadar kitap okuyorsun nasıl inanıyorsun böyle şeylere?"dedi. Bir kolyem vardı.. Bir takışımda arkadaşın babası ikincisinde diğer arkadaşın dedsi öldü.. Sonra yazdığım defter bitti yenisini aldım ama hep kötü olaylar denk geldi yazarken. 1 defteri 1 senede bitirdiğimi göz önünde bulundurursak ÖSS maratonuna onunla gireceğim demekoluyor. Ya negatif enerji devam ederse. Büyükannemi kaybettiğimiz gün boynumda melekli kolyem vardı ya....
Bugün cumartesi... Güzel olsa gerek... Pazar gelmesin, hiç gelmesin... Babam aradı yazılarımla ilgili bir şeyler söyledi. Açıklama yapamadı gelse de sorsam... Ben bugün yazı yazdım adına "mücevhersiz" dedim...
Yıldızlı mı gökyüzü? Yarına umudumla mı gireceğim yoksa bulutlu ruhumla mı? Yıldızlı olsa keşke.. Yıldızlar ışıldasa içimde... İyi geceler ben bugün uyumayı özledim...
26 Mayıs 2005
abla oldum!
Kardeşimi seçtim ve abla oldum! Nasıl mutluyum anlatamam! Artık ben bir ablayım! Özlem adında 9 yaşında bir kızkardeşim var artık! Ona mektuplar yazacağım ve onu hiç bırakmayacağım... Güzel güzel kitaplar yollayacağım ki o da okumayı çok sevsin, geleceği parlak olsun... Ona en sevdiğim masalları, en sevdiğim kahramanları yollayacağım ve ona sevgimi yazacağım... İzmir'den Diyarbakır'a ona sevgimi hissettireceğim.. Öz kardeşim yok benim ama olmasını isterdim.. Artık bir kardeşim var, bana "abla" diyecek bir prenses var! Geleceğin parlak olsun miniğim!
büyükannem
Dün büyükannemi kaybettik... 95 yaşındaydı ya da o civarlarda..İnsanların o kadar ömrü olmuyor o yüzden bu kadar yaşayabildiği için mutluyum ama ölüm hoş değil... Büyükannem ilginç biriydi... Yaşını kesinlikle göstermezdi hele benim doğum fotoğraflarımda çok çok güzel görünüyor. Kendine bakmayı çok severdi. İncik boncuğa meraklıydı ve sevdikleriyle bir şeyler paylaşmayı da severdi, çiçekleri severmiş dün babam söyledi. Babam da bunu aldığı çiçekli kumaşlardan anlarmış bir de Menekşe Sokaktaki evinde devasa bitkileri vardı ama babaannem gibi çiçekleriyle konuştuğunu hiç görmedim... Sadece sularını verirdi nedense tepkisizdi ya da ben yanında olduğumda tepkisine denk gelmedim. Bana fiş ve fatura ayıklatmayı çok severdi benim de en sevdiğim şey evindeki yıllar öncesinden kalma, ciltli ve eski kitap kokulu kocaman "Bütün Dünya"ları karıştırmaktı...
Huysuz biriydi benim büyükannem, önyargılı ve sivridilli... Ama yapılan iyiliği unutmaz ve sevdiklerine sahip çıkardı... Onu sever ve özlerdim...
Belki Refik Dede'yi tanısam onun ilgili daha fazla fikrim olabilirdi ama olmadı tanışamadık Refik Dede'yle.. Denizi severdi Nezahat Hanım! Gezmeyi dolaşmayı çok sevdiğini biliyorum...
Ve hafızasının zayıfladığı dönemde bana çok vermek istediği o hiç olmayan firuze kolyesinin gerçekten olmasını ve şu anda büyükannemden bir parça olarak onu takabilmeyi çok isterdim.. Ölüm ona yaraşmadı... Renkleri severdi çünkü o karanlık ona yakışmadı... ben seni çok sevdim büyükanne!
Huysuz biriydi benim büyükannem, önyargılı ve sivridilli... Ama yapılan iyiliği unutmaz ve sevdiklerine sahip çıkardı... Onu sever ve özlerdim...
Belki Refik Dede'yi tanısam onun ilgili daha fazla fikrim olabilirdi ama olmadı tanışamadık Refik Dede'yle.. Denizi severdi Nezahat Hanım! Gezmeyi dolaşmayı çok sevdiğini biliyorum...
Ve hafızasının zayıfladığı dönemde bana çok vermek istediği o hiç olmayan firuze kolyesinin gerçekten olmasını ve şu anda büyükannemden bir parça olarak onu takabilmeyi çok isterdim.. Ölüm ona yaraşmadı... Renkleri severdi çünkü o karanlık ona yakışmadı... ben seni çok sevdim büyükanne!
25 Mayıs 2005
test edebiyat ve did 3 lüsü!
Ne gündü ama! 1.dersten 7.derse kadar sadece test çözdük, beynim kazan gibi artık şıksız soruları algılayamıyorum! Mcan yoktu öğlen kumru arası köfte! yedim şahaneydi . Zaten Fırat Abi'ye yılın yaratıcısı ödülünü vericezz artık. Seçil'le takılıyorduk öğlen Hüseyin Hoca çağırdı -muhteşem edebiyatçı! 1. murat hoca 2. hüseyin hoca zaten- bana Gabriel Garcia Marquéz'in son kitabından (Benim Hüzünlü Orospularım) bir paragraf okudu "Bununla ilgili yazar mısın?" dedi. Yazmaz mıyım?! Seve seve! Son iki ders sınıfta 4 kişiydik bizim grup işte adem, melih, serhat & did! Oturdum yazmayı denedim biraz ama Mehmet Eroğlu hissi çökti birden hemen aklım Zamanın Manzarasıyla Kusma Klubü karışımı işledi... Ne kitaplardı ama! Ankaraya uzun süreli gitmek kısmet olursa mutlaka um:ag 'da verdiği yazma seminerlerine gideceğim... Neyse çiziktirdik bir şeyler ama şu geometriyi atlatalım yarın yazarız... Bugün Hilal'le dersleri birtirmek istediğimi söyleyeceğim T.hocaya... Fırıldak hostese de sinir oldum zaten!
Bu arada bugün bizim kattaki 6 sınıfta tek gelen sınıf bizim sınıftı.. kendimizi çook salak hissettik okul tatilde haberi olmayan saftirikler gibi hoş 2 sınavı yok milletin tabi...Annem olsa garip garip bakar "iyi işte kafanızı dinlemişiniz"dedi :)) Hı hı koridor bize kaldı nasıl bir zenginliktir!!!!Vee ilk defa hiçç terminatörü görmedim! Kıyamet günü yakın galiba?!
Ve ve ve Düriye Hoca da bugün gelip üzerinden bayaa geçen şu yarışmayla ilgili sorular sordu. "Kaçıncı oldun? Ne verdiler?Kitabın adı ne? Sınıftakiler biliyor mu?" offfffff!!!! Sinir bastı bir de sınıfa açıkladı durumu hem de sormasının sebebi idareye bildirmekmiş!!! Kadına bak yaa! ben idareden kaçtıkça o üstüme üstüme geliyor. Sevmem ben öyle.. sonra da dedi "Seni kendime benzetiyorum e tabi ailede böyle yetiştin sen başarılarını insanların gözünün içine içine sokmayı sevmiyorsun ama hangisi doğru bilmiyorum. Çocukların en uyduruk başarılarını aileleri gözümüze sokuyorlar bilmiyorum yani ama sen düşün bu konuyu bir kere" Nesini düşüneyim? ben böyleyim işte! Ne o öyle görmemişin bir başarısı olmuş.. Bir de idareye söyleyecekmiş... Hiç hoş değil! Amaç okulun adı tabi niye iseyecekler başka? Amacın bu oluşu beni sinir ediyor! Okul için yapmışım gibi bir şeyleri... Derse gitsem iyi olacak.
Bak işte yaklaşıyor fırtına/bak yine yükseliyor dalgalar/aylardan sonra/yıllardan sonra/şarkılar söylüyor çocuklar/aylardan sonra yıllardan sonra/yeniden yanyana onla/ne geçmiş tükendi ne yarınlar/hayat yeniler bizleri/GEÇSE DE YOLUMUZ BOZKIRLARDAN DENİZLERE ÇIKAR SOKAKLAR.....
Bu arada bugün bizim kattaki 6 sınıfta tek gelen sınıf bizim sınıftı.. kendimizi çook salak hissettik okul tatilde haberi olmayan saftirikler gibi hoş 2 sınavı yok milletin tabi...Annem olsa garip garip bakar "iyi işte kafanızı dinlemişiniz"dedi :)) Hı hı koridor bize kaldı nasıl bir zenginliktir!!!!Vee ilk defa hiçç terminatörü görmedim! Kıyamet günü yakın galiba?!
Ve ve ve Düriye Hoca da bugün gelip üzerinden bayaa geçen şu yarışmayla ilgili sorular sordu. "Kaçıncı oldun? Ne verdiler?Kitabın adı ne? Sınıftakiler biliyor mu?" offfffff!!!! Sinir bastı bir de sınıfa açıkladı durumu hem de sormasının sebebi idareye bildirmekmiş!!! Kadına bak yaa! ben idareden kaçtıkça o üstüme üstüme geliyor. Sevmem ben öyle.. sonra da dedi "Seni kendime benzetiyorum e tabi ailede böyle yetiştin sen başarılarını insanların gözünün içine içine sokmayı sevmiyorsun ama hangisi doğru bilmiyorum. Çocukların en uyduruk başarılarını aileleri gözümüze sokuyorlar bilmiyorum yani ama sen düşün bu konuyu bir kere" Nesini düşüneyim? ben böyleyim işte! Ne o öyle görmemişin bir başarısı olmuş.. Bir de idareye söyleyecekmiş... Hiç hoş değil! Amaç okulun adı tabi niye iseyecekler başka? Amacın bu oluşu beni sinir ediyor! Okul için yapmışım gibi bir şeyleri... Derse gitsem iyi olacak.
Bak işte yaklaşıyor fırtına/bak yine yükseliyor dalgalar/aylardan sonra/yıllardan sonra/şarkılar söylüyor çocuklar/aylardan sonra yıllardan sonra/yeniden yanyana onla/ne geçmiş tükendi ne yarınlar/hayat yeniler bizleri/GEÇSE DE YOLUMUZ BOZKIRLARDAN DENİZLERE ÇIKAR SOKAKLAR.....
süperstar ajda
ajda pekkan tutuk mu bana mı öyle geliyor? bir sürü insanı toplayıp bu kadar ağır ve yavan bir program yapılır herhalde... Hele
giydiği şalvarlar sinir bozucu! Bir de çağırdıðı şarkıcıların arkasına geçip şarkı söylemeye çabalayıp da söylememesi ve disko ritimleriyle kırıtması oldukça saçma bir hava veriyor bu programa! Zaten abuk subuk bir program daha fazla rezilliğe ne gerek var ki??? Ayrıca ısrarla neden izliyorum ki ben bunu? Bu Burcu Güneş'e de ayrı bir gıcığım zaten! Bu kadar mı ukala olur bir insan ve de 2 lafı bir araya getiremez! Amaaan en iyisi uyumak!
giydiği şalvarlar sinir bozucu! Bir de çağırdıðı şarkıcıların arkasına geçip şarkı söylemeye çabalayıp da söylememesi ve disko ritimleriyle kırıtması oldukça saçma bir hava veriyor bu programa! Zaten abuk subuk bir program daha fazla rezilliğe ne gerek var ki??? Ayrıca ısrarla neden izliyorum ki ben bunu? Bu Burcu Güneş'e de ayrı bir gıcığım zaten! Bu kadar mı ukala olur bir insan ve de 2 lafı bir araya getiremez! Amaaan en iyisi uyumak!24 Mayıs 2005
okulu ektim sokaklar uzak
Okulu ektim bugün! Bedende yüksek atlama yapıp kafamı kırma ihtimalindense evde kalıp uyumak tabii ki de muhteşem bir şey!!! Her sabah 7.15'te viyaklayan radyo,saat, telefon,vb. püsürükler bu sabahta her sabahki gibi ciyakladılar... Aklıma direkt "beden" geldi... Sanki bugün diğer günlerden daha çekilmez, ben her zamankinden daha uykulu,gün her zamankinden daha ağır.. Haftanın tek sınav olmayan günü! Okul- ben ilişkisi.. Ders programı... "anne, bugün sadece matematik var onu da yarın hocayla çalışsam bugün okula gitmesem olur mu?" Anlayışın alası olan bir kadındır benim annem! Annelerin gülü!Ve komiği! "olur gitme!" (annem de uyuyor bu diyalog gerçekleşirken) haha koştum sıcacık yatağıma tekar yattım.. Annem bugün işe gidecekti ve ben de sabah onu uyandıracaktım neyse saat 7.30 da çalar saati gider kaldırırım... saat: 11.00 telefon çalıyor! Annem kapımda belirdi "deniz!" "telefon!" Mcan'mış... Annemin yanına gittim...
-ne işin var senin burda?
-sabah izin verdin ya okula gitme dedin ya anne
-öyle mi dedim?
- :))))
-sen beni niye kaldırmadın?
saat 16.00 ya kadar annemleydim.. Sonra eve geldim işte gerisi aynı günün... Ama asıl olay! dinden 1 beklerken yani pekala verebilirdi nursuz adam! 93 vermiş! yaptığım şey şuydu: nursuz ayet soruyor sınavlarda bende sınav kağıdının sonuna M.Kemal ATATÜRK'ün "Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma,hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum..." diye başlayan 4 paragraflık sözünü yazdım:)) Ama 93 vermiş yuh dedim! Bambam da "düşük verseydi Atatürk karşıtı olarak anılacaktı, o yüzden "dedi. Bilemem artık ama az kaldı bu nota üzüleceğim yani.. Okulun inekleri dinden 27 alırken ben 93! Fazla bir başarı sanki! ! safasını okumadığım bir sınavdan! Neyse bugün Sting'e ara verip Bulutsuzluk Özlemi'yle takıldım.. İnsan sevince sanki hiç bırakamayacakmış, uyuşturucu gibi geliyor sevdiği şey... Sting CD'sini çıkarınca setten sanki sevgiye mola vermek gibi oldu... Aslında bu sevgi çoook abartılası bir sevgi değil ama çağrışımları ve etkileşimlerden kaynaklanıyor olsa gerek. 5 gün kaldı! 1 ayın dolmasına 5 gün kaldı! Kendimi cam fanusta, dünyadan uzak hissediyorum; otobüste, sokakta, okulda sanki insanlarla aramda bir şey var gibi...Uzaktan bakıyormuşum, izliyormuşum gibi.. Gibisi fazla aslında.. Sevdiğin birini, sevdiğin şehri, müziği bırakamamak onları yaşamaktan çok korumaya almak artık izleme konumuna gelmek... Bunun sonu var mı bilmiyorum... 'Anı yaşa' yı uygulamak yok artık.. Ya planlısın ya da plan yapmak zorundasın gibi ama özlediğimiz şey plansızlık! Boş duvarlara bakma isteği sanırım...
-ne işin var senin burda?
-sabah izin verdin ya okula gitme dedin ya anne
-öyle mi dedim?
- :))))
-sen beni niye kaldırmadın?
saat 16.00 ya kadar annemleydim.. Sonra eve geldim işte gerisi aynı günün... Ama asıl olay! dinden 1 beklerken yani pekala verebilirdi nursuz adam! 93 vermiş! yaptığım şey şuydu: nursuz ayet soruyor sınavlarda bende sınav kağıdının sonuna M.Kemal ATATÜRK'ün "Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma,hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum..." diye başlayan 4 paragraflık sözünü yazdım:)) Ama 93 vermiş yuh dedim! Bambam da "düşük verseydi Atatürk karşıtı olarak anılacaktı, o yüzden "dedi. Bilemem artık ama az kaldı bu nota üzüleceğim yani.. Okulun inekleri dinden 27 alırken ben 93! Fazla bir başarı sanki! ! safasını okumadığım bir sınavdan! Neyse bugün Sting'e ara verip Bulutsuzluk Özlemi'yle takıldım.. İnsan sevince sanki hiç bırakamayacakmış, uyuşturucu gibi geliyor sevdiği şey... Sting CD'sini çıkarınca setten sanki sevgiye mola vermek gibi oldu... Aslında bu sevgi çoook abartılası bir sevgi değil ama çağrışımları ve etkileşimlerden kaynaklanıyor olsa gerek. 5 gün kaldı! 1 ayın dolmasına 5 gün kaldı! Kendimi cam fanusta, dünyadan uzak hissediyorum; otobüste, sokakta, okulda sanki insanlarla aramda bir şey var gibi...Uzaktan bakıyormuşum, izliyormuşum gibi.. Gibisi fazla aslında.. Sevdiğin birini, sevdiğin şehri, müziği bırakamamak onları yaşamaktan çok korumaya almak artık izleme konumuna gelmek... Bunun sonu var mı bilmiyorum... 'Anı yaşa' yı uygulamak yok artık.. Ya planlısın ya da plan yapmak zorundasın gibi ama özlediğimiz şey plansızlık! Boş duvarlara bakma isteği sanırım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

