13 Şubat 2011

Odalardan pazarsa...


Benim boynumda hâlâ küçük kelebek. Göz pınarlarına değip de üflenilen bir beyaz gibi.. Parmak uçlarına değen kanatları, sevdiğin kokuma bulaşmış da kalmış olmalı, geçse de takvim yaprakları. Sahiller boyu heyecanını çırpar gibi sonra, renk döke döke.
Mevsimleri karışmış bir coğrafyanın sahillerinde yürürken, çiçek tozlarından ve uçurtma mektuplarından bahsetmek isterdim sana. Japon fenerlerinin daireler çizdiği küçük odalardan yükseltmek tarçın kokulu, elleriminkine yaklaşan sıcaklığındaki tatların gülümseyişlerini.. Tanıdık ve yerleşik bir soluk gibi, odanın kapısını çalmadan girmek yeşillerine... Yavruağzından turuncuya dönen ılıklığında teninin, sevdiğim belirginliklerini saymak.., kemiklenen bir masalın. Değmek, duvarlarına çarpan müziğinin öpüşlerine ve belki de uyuyakalmak gün doğumlarından arta kalan pencere yansımalarında güneş selamının... Kutular boyu topladığın hayat aralıklarına dokundukça ağladığım gecelerde, bir çakmak, bir fotoğraf, bir kaset,
ben hâlâ kelebek miyim, ve sen..,
Sen neredesin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder