14 Haziran 2009

**


Yanındayım…
Hiç ağladın mı sen? Ben görmedim. Ağlamadıkça yüzü yorgun düşüyor insanın… Ben ağlarım, bilirsin… Korkuyorum... Yüzün yorgun…Ama otogarda siyah gömleğinle en az gençliğindeki kadar yakışıklıydın..ve kır saçlarınla belki şimdi daha çok..
Geldim…Senin için ağladım biliyor musun? Hani demişsin ya anneme “beni sevmiyor” diye..
uzağındayken gözyaşlarımla seni seviyorum dedim.. ve bütün şizofren karelerde babasına kilitli o kız vardı..
Peki sen hiç düşünüyor muydun beni ?Ben yokken..? Evde hiç konuşmadığımız ve hiç görmediğin zamanları bile..özledin mi hiç ? ben özledim.. şimdiki gibi işte.. biliyorum daha uyumadın..düşünüyosun gözlerin kapalı.. hastasın biliyorum…
ama eğer böyle sessiz kalmaya devam edemezsen, yüzünde o endişeyi görürsem, böyle gidip uyumazsan... hiç affetmem.. ve bi defter daha bulup o zamankinden çok yazarım senden ne kadar nefret ettiğimi….
Öğrendim.. kilometreler ve otobüs yolculukları affettirir.. her şeyi..
7 yıl önce çaldığım şarkıları dinlemeyişini affettim.. bana öğretmediklerini… ( yine de Asturias’ı her zaman senden iyi çaldım..ve Romance’ı..ve her zaman daha iyi, benim çaldığım tremolo..vibrato.. biliyorsun..) sen ahşap masada ilk ve tek hocamın söylediklerini umursamadın.. ben hep sustum. Ellerin kara lekeliydi ama biliyorum mürekkep değildi.. afettim…
Daha eski yılları bile affettim…Hani şu bana çizdiğin nota üçgenleri.. kaç yaşındaydım..altı ? sekiz? Dinlemezdim ya seni..şimdi hatırlıyorum ve anladım.. matematik.. üçgen.. 2..8..16..32..
Süreler hep aynı.. major aralıklar monoton..
…ve ben değil, şu küçük siyah org çalıyordu değil mi..?
afettim…
Sarı topumu atışını bile..hala inanıyorsun o çocuklara ama onların topunu ben patlatmadım.. top patlatabilen bi kız gibi mi duruyordum ki? Olsun… affettim…
hani şu bilmediğin gitarlar.. amaçsız olanlar..hani çocuk yaşta almışsın eline..fotoğrafını yakaladım..floyd rose eksik bi.. güzel...öyle belli ki, Amerikan..
affettim….
ve boşver..sen de affet kendini…
….
Ne çok şey aldım senden.. eski şiir kitapların mirasım..çizdiğin satırlarla...baban ölmeseydi hukuk okuyacakmışsın ama edebiyat severmişsin daha çok..olsun,affet..İspanyol paça pantolonlarına ve dar gömleğine daha çok yakışmış şiir kitapları.. anneme demiştin ya iki sene önce..

“.. kasım da sevilen kızlar nedense tedirgin ve nazlıdırlar..
belki yaprakların yansımasından bir hayli kırmızıdırlar..”

Ben aralık’ta doğdum.. beni ilk hangi ay sevdin ? Doğmadan Vivaldi dinlettiğin ay kasımdır belki..

Hala aynı kız çocuğu var içimde..
Büyüdükçe apartmanlarda kalsak da kaçtığı bahçeleri olurmuş insanların. Burası arka bahçem, sözlerim, noktalarım, klişelerim, ütopyalarım ve düş perim var.. ( biliyorum görmeyeceksin ama için rahat olsun, onun kollarında,denizlerde öleceğim..ben denizi çok severim..deniz altında büyülenirim..ve karada ölemem...)

Hala çalıyorum.. ( O’na borçluyum..O’na da kızarsın..)
..ve çiziyorum.. çizmekten çok düşlüyorum.. yine de gurur duyar mısın ?
…ve seni sevdim.. şiir kitaplarını, Fikret kızılok kasetlerini, Asturias’ı çalışını..( ki ilk senden dinledim..) fotoğraf makinanı, askerde bando takımında oluşunu,bunu da fotoğraflardan yakalayışımı… gençliğinde işkence görmüşsün.. ondan mı her eylemde yine gereksiz bulurdun? Olsun,sevdim..
biliyorum senden aldım soğukluğumu, sevgimi belli etmeyişimi.. dokunmamayı.. dokunulmazlığımı..melankoliyi…
yorgunluğun değil, asaletin miras..
Annenin aldığı eski lise defterine “Seni seviyorum..” la başladım.. Ve kurşunla..
Bilirim,sen mürekkep seversin…
…çocukken en sevdiğin rengi sormuştum.. İşte burada…Bütün varlığım, tanımadığın..bu arka bahçemde.. yaşıyorum işte.. turuncuyla..



** kutlu olsun..






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder