7 Ekim 2009

serinliği.


Dön diyememem sulardandır... Akşam güneşi gerdanından doğarken, kirpiklerimle sevişen rüzgâra emanet dalga dalga heyecanı gecenin...
Üçe epey vardı, kamçılı yalnızlığımın avucumda kök salan sürgün tellerinde öleyazan kan-dır, rengim...
Sol omzumda ağırlaşan dudak izli uyuşukluk, renk sıyrılmasına hasta... Refakatçim göz pınarlarımdaki yağmur olsun...
Sokaklardan akmamış dudağıma değen kızıl şerbeti cansunun...
Gamzesiz bahar gelmez.
Güzümün donuk olduğu yanda sandık kokusu bu akşam...
Kasımpatılar arasından üflüyorum gecenin yıldızlarına.. Yastık iziyle ilerlediğimiz haritaya bir de kimliğimi ekliyorum; kızıl düş, yaldızsız öpüş, gökkuşağı...
Kanat çırpmayan özgürlükle doluyor ciğerim, gözlerim kapanıyor mayıs esintisi dolunaylara... İşaret parmağımın ucunda gezen menekşe kokusuyla kadifeleniyor dişi mevsimlerim...
Ve bir dans şimdi, senden imzalı tebessüm, dudak kenarı, şiir dizesi derbederliğim...
Tutamadığım kalemlere saklıyorum uğuldayan varlığını iklimlerimin. Seni sayıklayan renkleri katıyorum adımlarıma...
Ah geçmiyor kahve kokusu, şarap kızılı, bir de serinliği özleminin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder